Yazılı Soruları ve Cevapları,Konu Anlatımları,Kitap Özetleri,Testler

02 Nisan 2010

Zarflar

Fiilerin fiilimsilerin sıfaların ya da kendisi gibi zarf olan sözcüklerin anlamlarını “yer-yön, ölçü-miktar, durum, zaman ve soru” kavramlarıyla açıklayan sözcüklerdir.

1)DURUM ZARFLARI

Fiilleri veya fiilimsileri, nitelik, sebep, kesinlik, olasılık, yineleme, yaklaşıklık gibi anlamlarla belirten zarflardır.Fiile nasıl sorusunu sorarak buluruz.

*Manş denizini yüzerek geçti (N)

*Bu gece yıldızlar pırıl pırıl yanıyordu (N)

*Öfkeyle kalkan, zararla oturur.(N)

*Ağlamaktan göz pınarları kurudu (S)

*Tüm bu acılara onu sevdiği için katlanıyor(S)

*Seven bu gönül seni asla terk etmeyecek(K)

*Bahar rüzgarının şarkısı hiç susmaz burada (K)

*Şu an belki kuşlar bizim şarkımızı söylüyordur(O)

*Adana ‘ya geldiğinde herhalde bizimle kalır(O)

UYARI:Bazı durum zarflarını niteleme sıfatları ile karıştırmamak gerekir.

*Büyük insanlar her zaman büyük düşünür.

*Soğuk insanlara ben de soğuk davranırım

*İyi bir üniversiteyi kazanmak için sınavlara iyi çalışmalısın.

2)YER-YÖN ZARFLARI (Nere(ye)?)

Fiilleri veya fiilimsileri yer-yön bakımından belirten zarflardır.

*Aşağı tükürsen sakal,yukarı tükürsen bıyık.

*Küçücük çocuğu hemen yukarı çıkardık.

*Odasının penceresinden içeri baktım.

*Biraz yürüdükten sonra geri dönmüş.

*Araba çok fazla ileri gitmiş.

*Az beri gelirsen arkadaşında oturur.

UYARI:Yer-yön zarfları çekim eki alırsa adlaşır.

*Işık,perdenin kenarından içeri sızıyordu.(Z)

*Işık,perdenin kenarından içeriye sızıyordu.(A)

UYARI:Bazı yer-yön zarflarını işaret sıfatları ile karıştırmamak gerekir.

*Aradığını yukarı katta bulamayınca yukarı çıkmış.

*Aşağı mahallede gürültü olunca,apartman sakinleri aşağı inmiş.

*İçeri zili çalınca öğrenciler içeri girdi.

3)ZAMAN ZARFLARI (Ne zaman?)

Fiillerin veya fiilimsilerin anlamını zaman bakımından sınırlandıran sözcüklerdir.

*Onu daha önce hiç böyle görmemiştim.

*Mehtabı seyrederdik geceleyin buralarda.

*Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm.

*Biz her gece uğultularını dinlerdik rüzgarların.

*Benim doğduğum köyleri geceleri eşkıyalar basardı.

*Bugün çalışan,yarın rahat eder.

UYARI:Bazı zaman anlamlı sözcükler belirtme durum ekini alırsa adlaşırlar.

*Bu akşam akşamı seyredeyim bakışlarında.

*Ne sabahı göreyim,ne sabah görüneyim.

4)ÖLÇÜ-MİKTAR ZARFLARI (Ne kadar)

Fiilleri,fiilimsileri,sıfatları veya kendisi gibi zarf olan sözcükleri ölçü-miktar bakımından sınırlandıran sözcüklerdir.

*Çok bilen çok yanılır.

*Sen burada biraz bekle.

*En güzel yıllarımı onun için harcadım.

*Daha güzel bir dünya için çok çalışmalıyız.

*Sahilde fazla güneşlendiği için yanmış.

*Soruları çözerken daha dikkatli olmalısın.

UYARI:Bazı nicelik zarflarını sayı sıfatları ile karıştırmamak gerekir.

*Çok insan bunu başarmak için çok çalışıyor.

*Fazla para insanı fazla rahatsız eder.

UYARI: “Daha” sözcüğü bir fiilin önünde olduğunda zaman zarfı,kendi gibi zarf olan bir sözcüğün önünde olduğunda ölçü-miktar zarfı olur.

*Daha iyi bir insanı bulabilmek için daha evlenmemiş.

*Bizimle daha sakin konuşuyordu.

*Eve daha gelmemiş.Msn

5)SORU ZARFLARI

Fiilleri ya da fiilimsileri soru yoluyla açıklayan sözcüklerdir.

*Ne zaman bu hayaller bir gün gerçekleşecek?

*Neden böyle düşman görünürsünüz,

Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

*Bu viran yerde nasıl yaşıyorsunuz?

*Yolun bitmesine ne kadar kaldı?

*Ne zaman bir köy türküsü duysam,

Şairliğimden utanırım.”

*Niçin gökyüzü bu kadar mavi görünür?

*Neden saçların beyazlamış arkadaş?

UYARI: “Ne” soru sözcüğü cümle içinde soru sıfatı ve soru zamiri olarak kullanılacağı gibi soru zarfı da olabilir.

*O karanlık sularda ne gördün?(Zamir)

*Hiçbir şey olmamış gibi ne susuyorsun?(Zarf)

*Benimle ne konuda konuşacaksın?(Sıfat)

*Gel ecel,ne korkarsın sarı çehremden benim?

*Aşık dediğin Mecnun misali kördür,

Ne bilsin,alemde ne mevsimdir.(Zarf-zamir)

*Ne ağlarsın benim zülfü siyahım.(Zarf)

*Şu dünyada ben ne insanlar gördüm.

UYARI: “Nasıl” soru sözcüğü bir ismi belirtirse soru sıfatı, fiil ya da fiilimsiyi belirtirse soru zarfı olur.

*Onun nasıl bir insan olduğunu nasıl anlayabilirim?

*Gurbette nasıl bir hayat sürdüğünü nasıl bilmiyorsun?

Zamir

Kategori: Dil ve Anlatım Konu Anlatım — Etiketler:, , , — periyot @ 20:23

İsimlerin yerine kullanılan sözcüklerdir.Bütün zamirler sıfatlardan farklı olarak isim çekim eki alabilir.

A)Kişi (Şahıs) Zamirleri:

Sadece insan isimlerinin yerini alan zamirlerdir.

*Ben, sen, o;biz, siz, onlar.

*Görüyorum beni okşayan gözlerindeki geceyi.

*Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

* “Bana kucaklarında seni getiriyorlar;

Ben de sonra o seni getiriyorum sana.”

*Mavi denizlerin ötesinde bulacağım seni .

*Bizim buralarda her yıldız kaydığında biri ölür.

*Sizler bu ülkenin geleceğisiniz.

* Ben senin en çok bana yansımanı sevdim.

*Biz her gece uğultularını dinlerdik rüzgarların.

*Güneş,sadece onun gözlerinde doğardı.

*Onun yüreğinde sevgi çiçekleri açardı.

*O,bu davaya yüreğini koymuştu.

*Zor durumda kaldığında onlar yardım ediyordu.

UYARI: “O” ve “onlar” zamirleri bir insanı anlatıyorsa kişi zamiri,insan dışındaki bir varlığı anlatıyorsa işaret zamiri olur.

*Onu çöpe atan ondan başkası olamaz.

*Onu bu yörede sadece onlar dokur.

NOT:Şahıs zamirleri ile isim tamlaması kurulabilir.Bu durumda şahıs zamiri sadece tamlayan olabilir.

*Benim denizlerim senin gözlerindir.

*Akşamı seyredeyim senin bakışlarında.

*Bizim atalarımız bu topraklarda bir tarih yazdı.

UYARI:Şahıs zamirleri kesinlikle iyelik eki almaz.

*Dönüşlülük Zamiri: “Kendi” zamiridir.Bu zamir,cümlede asıl şahıs zamirinin yerine kullanıldığı gibi,yerine kullanıldığı şahıs zamiriyle de yan yana olabilir.Bu durumda anlatım pekiştirilmiş olur.

*Bu evi ben temizledim.

*Bu evi kendim temizledim.

*Bu evi ben kendim temizledim.(pekiştirilmiş)

*Yol aldım sevdalarda kendimi bulmak için.

*Kendini bir de arkadaşının yerine koy.

*Şu dünyada ne yaparsak kendimize yaparız.

*Beni çağırmadınız,kalkıp ben kendim geldim.

B)İşaret (Gösterme) Zamirleri:

İsimlerin yerini işaret yoluyla alan zamirlerdir.

*Bu, şu, o;bunlar, şunlar, onlar;öteki, beriki, şöyle;böyleleri, öylesi.

*O,bu yörenin en meşhur yemeğidir.

*Duvardaki yazıları bu yazdı.

*Bu,bir büyük şanlı mazinin hatırasıdır.

*Bunlar her sabah aynı otobüse binerler.

*Ötekini bilmiyorum ama beriki işin farkında değil.

*Şunları kimsenin görmeyeceği bir yere koy.

NOT: “Böylesi-böyleleri”, “şöylesi-şöyleleri” biçimindeki zamirlere “tarz anlamlı zamirler” de denir.

*Böyleleriyle fazla samimi olmayacaksın.

*Ömrümde böylesini görmedim.

*Şöyleleri ham karpuzdur.

C)Belgisiz Zamirler:

İsimlerin yerini belirsiz şekilde (kişi,işaret) karşılayan zamirlerdir.

*Bazıları,kimileri,hiç kimse,kimse;herkes,birkaçı,biri,hepsi;tümü,başkaları,hiçbiri,birçoğu.

*Bazıları futbol,bazıları basketbol oynar.

*Hiçbirimiz ondan bu davranışı beklemiyorduk.

*Kimseye haber vermeden evden ayrıldı.

*Hiç kimse senin nazını çekmeye mecbur değil.

*Bu ailede herkes kendi dünyasında yaşıyor.

*Başkalarının ne dediği beni ilgilendirmez.

*Biri yer,biri bakar kıyamet ondan kopar.

*Meclisin aldığı karara birçoğu tepki gösterdi.

D)Soru Zamirleri:

İsimlerin yerini soru yoluyla alan zamirlerdir.

*Ne?, kim?;nereye?, kime?;hangisi?, kaçı?

*Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

*Kimdir bana gülen yeşillik balkonundan?

*Nereye baksam hep seni hatırlıyorum.

*Şu dünyada insan kime güvenebilir ki?

*Bunca zamandır ne konuştunuz?

*Elindeki makası nereye koyduğunu bilmiyor.

*Elindeki kitaplardan hangisini aldın?

Baglaçlar

Cümleleri veya aynı görevdeki sözcükleri birbirine bağlayarak aralarında anlam ilgisi kuran sözcüklere denir.

“İLE” – “VE” BAĞLAÇLARI

Aynı görevdeki sözcükleri birbirine bağlar.

—Evin ve bahçenin kapısı açıktı.(Tamlayan)

—Bu radyo Adana’da ve Mersin’de yayın yapıyor.(D.T)

—Akşam arkadaşıma gideceğim ve her şeyi anlatacağım.

—Cehennemle cenneti bu dünyada yaşadık.(Nesne)

—Evle okul arasında mekik dokuyor.(Tamlayan)

—Annesiyle babası yarın bize gelecek.(Özne)

Uyarı:Biri bağlaç diğeri edat olan iki çeşit “ile” vardır.Bir cümlede “ile”nin yerine “ve”yi getirebiliyorsak bağlaç, getiremiyorsak edattır.

—“Bazen yandık bazen menekşelerle söyleştik.(Edat)

—“Kazaklarla ceketi parayla aldım.(B-E)

“DE” BAĞLACI

*Eşitlik, gibilik anlamı katar.

—O filmi ben de seyrettim.

—Bence Aslı da bu işten anlamıyor.

*Abartma anlamı katar.

—Çocuğun okuduğu şiir de şiirdi hani.

—Aldıkları araba da araba yani.

*Küçümseme anlamı katar.

—Sen sınavı kazanacaksın da ben göreceğim.

—Sanki bu işten anlıyorsun da konuşuyorsun.

—Büyüyecek de adam olacak da bize bakacak.

*Sitem anlamı katar.

—Okula kadar geldin de bir selam vermedin.

—İzmir’e kadar geldin de yanıma uğramadın.

*Şaşma,inat,sebep, korkutma anlamı katar.

—Kardeşin de mi bizimle gelecek?(Şaşma)

—Ufaklık, kalemi vermem de vermem,diyor.(İnat)

—Ailesiyle kavga etti de evi terk etti.(Sebep)

—Dışarı çık da göreyim.

*Ama, fakat anlamında kullanılır.

—Pansiyona kaydını yaptı da yerleşmedi.

—Bize gelmiş de fazla kalmamış.”

Uyarı:Türkçede biri bağlaç diğeri hal eki olan iki çeşit “de” vardır. “De”yi cümleden çıkardığımızda cümlenin yapısı bozulursa ektir bitişik yazılır, bozulmazsa bağlaçtır ayrı yazılır.

—Bakkalda sebze de satılıyormuş.

—Ayşe de okulda kalmış.

“AMA” , “FAKAT” BAĞLACI

*Karşıt anlamlı iki cümleyi birbirine bağlar.

—Sınava çok iyi hazırlandı ama üniversiteyi kazanamadı.

—Her sabah spor yapıyor ama zayıflayamıyordu.

*Koşul, pekiştirme anlamı katar.

—Dışarı çıkabilirsin ama eve erken döneceksin.

—Seninle sinemaya gelirim ama işim olmazsa.

—Bu kitabı sana alacağım ama okuyacaksın.

—Dışarıda soğuk ama çok soğuk bir hava var.

—Büyük ama çok büyük bir bahçesi vardı.

“ANCAK” ,“YALNIZ” BAĞLACI

*Ama, fakat anlamında kullanılıyorsa bağlaç,

* Bir tek,sadece anlamında kullanılıyorsa edat,

* Önündeki ismi niteliyorsa sıfat,

* Fiili niteliyorsa zarftır.

—Geziye yalnız bizim sınıf katıldı. (edat)

—Bu adam evde yalnız yaşıyor. (zarf)

—Yalnız insanlar hayata karamsar bakarlar. (sıfat)

—Onunla konuşurum yalnız fikrim yine de değişmez.(bağ)

—Bu işin üstesinden ancak sen gelirsin. (edat)

—Yoğun trafikte işe ancak yetişebildim. (zarf)

—Bütün gün evde yalnızdım. (adaşmış sıfat)

—Filmi seyredebilirsin ancak yarın erken kalkmalısın.(b.)

“Kİ” BAĞLACI

*Özneyi pekiştirir.

—Ben ki yedi iklimin padişahıyım.

—Sen ki Fransa eyaletinin valisisin.

*Neden-sonuç vardır.

—Günü kötü geçmiş ki çok kızgın görünüyor.

—Sana değer veriyorum ki seninle konuşuyorum.

*Kuşku,yakınma,şaşma,amaç-sonuç, tahmin

—Beni tanımıyorsun ki…(Yakınma)

—Kafamı bir kaldırdım ki onu karşımda gördüm.(Şaşma,)

—Arabayı o çizmiş olabilir mi ki?(Kuşku)

—Sana iş buldum ki kimseye muhtaç olmayasın.(A-S)

—Geç saatlere kadar çalışmış olmalı ki sabah uyanamamış. (tahmin)

“HEM…HEM” BAĞLACI

Karşılaştırılan iki unsurun hepsi anlamını vermektedir.Eş görevli sözcükleri bağlar.

—Hem arabayı hem evi üzerine alacakmış.(Nesne)

—Hem ucuz hem kaliteli ayakkabı satıyor.(Sıfat)

—Hem çalışıyor hem üniversite okuyor.(Cümle)

NE…NE BAĞLACI

Cümleyi anlamca olumsuz yapar.Karşılaştırılan iki unsurun hiçbiri anlamını verir.

*Sallanmaz o kalkışta ne bir mendil ne bir kol.(Özne)

*Adam kızını ne arıyor ne soruyor. (yüklem)

*Ne kızı veriyor ne dünürü küstürüyor. (cümle)

*Bu konu ne seni ne beni ilgilendirir. (nesneyi)

NOT: İki karşıt sıfatı birbirine bağlarsa “ikisinin arası, ortası” anlamı verir.

· Kız ne zayıf ne şişman biriydi.

· Konuşan adam ne uzun ne kısaydı.

ya… ya bağlacı:

Karşılaştırılan unsurlardan birini ifade etmek için kullanılır.

· Ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin. (cümleleri)

· Aynayı ya Ayşe ya Özlem kırmıştır. (özne)

· Ya salonun ya mutfağın penceresi kırıldı. (tamlayan)

· Takıma ya beni ya onu alacaksın (nesneyi)

DİĞER BAĞLAÇLAR

—Ogün okula gelemedim çünkü çok hastaydım. (sebep)

—Bu maçı kazanacağız hatta şampiyon

olacağız.(pekiştirme)

—Mademki söz verdin, sözünü tutacaksın.

—Bu mağazada elbiseler çok güzel üstelik çok ucuz.

—Sanki dağları sen yarattın.

—Meğer bütün evi o dağıtmış.

—Eğer kardeşine uğrarsan selamımı söyle.

—Çok geç kaldılar; yoksa kaza yaptılar.

—Ders çalışmıyor; üstelik yaramazlık yapıyor.

—Önce bunlardan yani çok iyi bildiğiniz sorulardan

başlayın.

—Bizde yahut sizde çalışabiliriz.

—İster yazarsın ister yazmazsın.

Türkçenin Ses Özellikleri

Türk alfabesindeki harfler, gösterdikleri seslerin ağızdan çıkışına göre “ünlü” (sesli) ,”ünsüz” (sessiz) diye ikiye ayrılır.

ÜNLÜ HARFLER

1. Türkçede 8 ünlü harf vardır: “a, e, ı, i, o, ö, u, ü”
Bunlar ağızdan çıkış durumlarına göre,

a) Kalın-ince ünlü: Ünlü,dil ağızda geriye doğru çekilerek çıkmışsa kalın ünlü adını alır.Bunlar “a, ı, o, u” ünlüleridir.

Ünlü, dil ağızda öne doğru bir durum alarak çıkmışsa ince ünlü adını alır. Bunlar “e, i, ö, ü” ünlüleridir.

b) Düz-yuvarlak ünlü: Ünlü,ağızdan çıkarken dudaklar düz durumdaysa düz ünlü adını alır. Bunlar “a, e, ı, i” ünlüleridir.

Ünlü, ağızdan çıkarken yuvarlak bir durum alıyorsa yuvarlak ünlü adını alır. Bunlar “o, ö,u, ü” ünlüleridir.

c) Geniş-dar ünlü: Ünlü,ağızdan çıkarken çene açıksa ünlüler geniş ünlü adını alır. Bunlar “a, e, o, ö” ünlüleridir.

Ünlü ağızdan çıkarken çene daha az açılıyorsa ünlüler dar ünlü diye adlandırılır. Bunlar “ı, i, u, ü” ünlüleridir.

Türkçeyi diğer dillerden ayıran özelliklerin başında ses uyumları gelir. Türkçede dört çeşit ses uyumu vardır:

1- BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU (Kalınlık-incelik, artlık-önlük uyumu)

Sözcükteki tüm ünlülerin kalınlık ve incelik bakımından gösterdiği uyumdur.

* Bir sözcüğün ilk ünlüsü kalınsa öteki ünlüleri kalın, ilk ünlüsü ince ise sonrakiler de ince olur.
Anlayışınızdan, soyunuz; sevgisiyle, güzelliğinizden.

* Büyük ünlü uyumu yalnızca Türkçe sözcükler için geçerlidir. Kimi kuraldışı durumları da vardır.
anne (ana) , kardeş (karındaş), elma (alma), helva (halva) … sözcükleri Türkçedir. Bu durum, bu sözcüklerin incelmesinden kaynaklanır.

* Tek heceli sözcüklerde bu uyum aranmaz. (tok,gel,bak …)
* Yabancı sözcükler bu uyuma uymaz.
çiroz, telefon, edebiyat, sosyoloji,televizyon,aferin ,meydan,kıyafet …

*Bileşik sözcüklerde çoğunlukla bu uyum aranmaz.
yapıvermek, gecekondu, ilkokul,açıkgöz,külbastı …

Eklerde Büyük Ünlü Uyumu

Ekler eklendikleri sözcüklerin ünlülerine göre uyum sağlar.
Eklerin inceliği ve kalınlığı köke göre değişir,incelir,kalınlaşır.

Örn: defter-ler, kapı-lar, sıra-lar

NOT:
* Türkçe olmayan sözcüklere gelen ekler, son ünlüye göre uyum gösterirler.
Örn: Kalem-ler, cüzdan-lar,kitap-lık,kalem-lik …

* Kimi ekler,büyük ünlü uyumuna uymaz.

-yor : isti-yor (iste-yor değil) Ulama eki alır.
oturu-yor, arı-yor …
-leyin: sabah-leyin (sabah-layın değil)
-ki: akşam-ki (akşam-kı değil)
bazı sözcüklerde yuvarlaklaşır dünkü,öbürkü
-gil: Hasangil (Hasan-gıl değil)
-ken: uyurken (uyur-kan değil)
-ımtrak: yeşilimtrak yeşil-ımtrak değil) Bu ekin yalnız i ünlüleri değişir. Mor-umtrak
-deş: kardeş (kar-daş değil)

2- KÜÇÜK ÜNLÜ UYUMU (Düzlük-yuvarlaklık uyumu)

Ünsüzlerin düzlük-yuvarlaklık,darlık-genişlik bakımından uyumudur.

* Düz ünlülerden sonra düz ünlüler gelir.
kapıcı,pencere,sıralamak
* Yuvarlak ünsüzlerden sonra düz-geniş,dar-yuvarlak gelir.
övünç,borazan,çopur
* Türkçede o,ö sesleri sadece ilk hecelerde bulunur.
* -yor eki,uyumu bozar,-yor’ dan sonra gelen ekler bu eke uyar.
duru-yor-du ,ötü-yor-du, geli-yor-du

3- ÜNSÜZ UYUMU

Türkçe kelimelerde tonlu (sedalı) ünsüzler (b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z) tonlu ünsüzlerle; tonsuz (sedasız) ünsüzler (ç, f, h, k, p, s, ş, t) tonsuz ünsüzlerle yan yana gelebilir. Buna ünsüz uyumu veya ünsüz benzeşmesi denir. Örnek: aş-çı, at-kı, iş-çi, taş-tan, Türk-çe.

4- ÜNLÜ – ÜNSÜZ UYUMU

1- Türkçe kelimelerde kalın ünsüzlerinin kalın ünlülerle (a, ı, o, u); ince ünsüzlerinin ince ünlülerle (e, i, ö, ü) aynı hecede bulunmasından ortaya çıkan bir uyumdur. Yani, a, ı, o, u ünlüleri g, k, ĺ ünsüzleriyle; e, i, ö, ü ünlüleri ġ, k, l ünsüzleriyle aynı hecede bulunmazlar. Bozgun, kuzgun, kapı, kırağı, tatlı; görüntü, gezi, güneşlik kelimelerinin söylenişine dikkat edilirse g, ğ, k, l seslerinin buradaki örneklerde aynı sesler olmadığı sezilebilir.

2- Türkçede o, ö ünlüleri (-yor eki dışında) sadece ilk hecede bulunur. İlk hece dışında o, ö sesleri olan kelimeler yabancı asıllıdır: balkon, biyografi, fizyoloji, konsol, konsültasyon, monitör, otomobil, profesör, traktör.

3- Türkçede uzun ünlü yoktur. İçinde uzun ünlü bulunan kelimeler yabancı asıllıdır: câhil, mâvi, millî, nâhoş, perîşân, şâir, târîh, vazîfe.
Bazı ses olaylarıyla ortaya çıkan â < ağa, âbi < ağabey, pekî < pek iyi, ile vârolmak, yârın kelimeleri istisnadır.

4- İnce a ve ince l sesleri yoktur: harften, hakikate, saati, sıhhatli, şefkâtini; alkollü, hâlâ, hayâl, normalde, plân. Örneklere dikkat edilirse kelimelere getirilen eklerin ünlü uyumuna uymadığı görülür.

5- Arapçadaki ayın ve hemze sesleri, Türkçede olmadığı için bunlar söylenmez, düşürülür. Bu seslerden önce ünlü olması durumunda ünlü, uzun okunur: bāzen, mānā, mēmur, şāir,tēsir, yâni. Arapçadan alınan kelimelerdeki ayın ve hemze kesme işaretiyle gösterilir. Ancak anlam karışıklığı olmayacak kelimelerde bunların kesmeyle yazılmasından -son zamanlarda- vazgeçilmiştir: san’at, ma’nâ, meb’ûs, me’mûr, neş’e, te’sîr, te’sîs > sanat, mana, mebus, memur, neşe, tesir, tesis.

6- Dilimizde iki ünlü yan yana gelmediği için ünlüyle biten kelimeler, ünlüyle başlayan ekler aldığı zaman araya y koruyucu ünsüzü girer: iki – y – e, soru – y – u, bekle – y – en, söyle – y –ecek.
Yan yana iki ünlünün bulunduğu kelimeler alınmadır: aile, ait, fail, fiil, muamele, şair, şiir, reis vb. gibi.
7- Türkçe bir hecede ancak bir ünlü bulunur. Aynı hecede iki ünlünün bulunduğu kelimeler alınmadır: kau-çuk, kua-för, koo-peratif, sua-re.

8- Kelime kökünde ikiz ünsüz (şedde) yan yana bulunmaz: dikkat, himmet, şedde, bakkal, dükkan, millet, teşekkür.
Anne (

9- Kelime kökünde ikiden fazla ünsüz yan yana gelmez: Elektrik, kontrol, quartz, sfenks, strateji, thyssen...gibi kelimeler batı kaynaklı dillerden alınmadır. Türkçe, sertlik gibi örneklerde yan yana gelen üç ünsüzden ikisinin kelime köküne, üçüncüsünün eke ait olduğuna dikkat ediniz.

10- Türkçe heceler ve kelimeler iki ünsüzle başlamaz: blok, bravo, grup, klâsik, kral, kontrat, spor, stop, stres, plâj, program, tren,...gibi kelimeler, başka dillerden alınmadır. Ağızlarda bu iki ünsüz arasında bir ünlü türetilir: kıral, sipor, tiren,...

11- Türkçede kelime başında c, ğ, l, m, n, ñ, r, z sesleri bulunmaz. Çocuk dili kelimeleriyle (cici, mama, meme, ninni,...) nine ve ne ile ne’denyapılan kelimeler (nasıl ( Alınma kelimelere örnekler: cam, can, cehennem, lâf, limonata, lira, makine, marul, metal, naylon, nohut, numara, reçel, romantik, rol, vakum, vaziyet, vazo, zaman, zarar, zor, zeytin.

12- Türkçe kelimelerin sonunda b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz. Alıntı kelimelerdeki bu sesler sert karşılıkları olan p, ç, t, k ünsüzlerine çevrilir: Ahenk (< âheng), fert (< ferd), ihraç (< ihrâc), kitap (< kitâb), kalp ( Kelimenin ünlüyle başlayan bir ek alması hâlinde sert ünsüzler yumuşayarak eski şekline döner: ihtiyâc > ihtiyaç > ihtiyacı; mektûb > mektup > mektuba, reng > renk > rengi gibi.
Ad, sac, od, öd gibi kelimeler istisnadır.

13- Türkçede f, h, j, v sesleri bulunmaz: Fal, film, filiz, fizik; hakikat, hamur, havlu, jeton, jüri, pijama, plâj; vicdan, vida gibi kelimeler alınmadır. Yabancı dillerden alınan kelimelerde görülen j sesi halk ağzında c olarak söylenir. Türkçe kelimelerdeki v sesi, ya b’den, ya g/ğ’dan değişmiştir ya da vur- örneğinde olduğu gibi türemiştir: öfke (<öbke), yufka (< yubka);dahi (< takı), han (< kan), hatun (< katun), hani (< kanı); ev (< eb), var- (< bar-), ver- (< bir) döv- (< döğ-) vur- (

14- Hece ve kelime sonunda, aşağıdaki ünsüz çiftleri dışında ünsüz grupları bulunmaz:
-lç, -lk, -lp, -lt: ölç; ilk, kalk; alp, kulp; alt, bunalt, salt.
-nç, -nk, -nt: dinç, genç, gülünç, sevinç; denk; ant, kunt.
-rç, -rk, -rp, -rs, -rt: sürç, burç; bark, görk, Türk; sarp, serp; sars, pars, ters;art, kart, kurt, ört, yırt, yurt,yoğurt.
-st: ast, üst.
Aşk, arş, çift, disk, felç, film, fötr, harf, lüks, misk, modernizm, popülizm, risk, şevk, tolerans gibi kelimeler, Türkçenin bu ses özelliğine uymayan alınma kelimelerdir.
Arapçadan ve batı dillerinden alınan kelimelerden bu ses özelliğine uymayanlar, araya bir ünlü getirilmek suretiyle Türkçeye uydurulmuştur. Bunlara ünlüyle başlayan bir ek veya kelime gelirse türetilen ünlüler düşer: akıl (< akl) – aklı, fikir (

15- I ünlüsü Türkçeye özgüdür. Batı dillerinin pek çoğunda, Arapçada ve Farsçada ı yoktur: Çıkış, ılık, sıcak, yıldırım, yıldız gibi kelimeler Türkçedir.

16- Tabiat taklidi kelimeler için ses özellikleri açısından herhangi bir sınırlama yoktur. Bunlar hangi sesle başlarsa başlasın, içinde hangi ses bulunursa bulunsun Türkçe kabul edilir: dank, fıs fıs, fingirti, fiskos, fokurtu, hışırtı, hoppala, horultu, lak lak, lıkır lıkır, melemek, miyavlamak, oh, öf, püf, püfür püfür, rap rap, şırıl şırıl, vıdı vıdı, vızır vızır, zırıl zırıl, zonklamak.

17- Çocuk dili kelimelerinde de ses özellikleri aranmaz: baba, bibi, cici, dede, lala, kaka, nene, mama, meme,…
Türkçeye, diğer dillerden giren kelimelerin pek çoğu bu ses özelliklerinden birine veya birkaçına uymaz. Dolayısıyla Türkçenin ses özelliklerini bilenler, sözlüğe bakmadan kelimenin Türkçe olup olmadığını (tesadüfen uyanlar dışında) kolaylıkla anlayabilirler. Aşağıdaki kelimeler, karşılarında sıralanan sebeplerden dolayı Türkçe değildir:

Vilâyet :
1. Ünlü uyumu yok.
2. â uzun ünlüsü var.
3. v sesi var.

Monitör :
1. Başta m sesi var.
2. Ünlü uyumu yok.
3. İlk heceden sonra ö sesi gelmiştir.

Heyecân:
1. h sesi var.
2. Ünlü uyumu yok.
3. Uzun ünlü var.

Mürâcaat :
1. Ünlü uyumu yok.
2. Başta m sesi var.
3. İki ünlü yan yana gelmiştir.
4. Uzun ünlü var.

Teşekkür :
1. Düzlük – yuvarlaklık uyumu yok.
2. İkiz ünsüz var.

Ses Bilgisi

Büyük Ünlü Uyumu:

Sözcüğün ünlüleri arasındaki kalınlık incelik uyumudur. İlk hecedeki ünlü kalınsa diğer ünlüler de kalın,inceyse diğerleri de ince olur.

Ör: Çocuklar, beklemişler…Karışık gelmişse BÜU’ya uymaz.Ör:İnsan, kalem,kitap…

→Aslen Türkçe oldukları halde sonradan uğradıkları ses değişikliği nedeniyle BÜU’ya uymayan kelimeler de vardır.Ör:Kardeş (kardaş), elma (alma), anne (ana)…

→Türkçede bazı ekler BÜU’yu bozar:

☻-ken : bakarken

☻-ki : akşamki

☻-leyin : sabahleyin

☻-gil : dayımgil

☻-imtırak :sarımtırak

☻-daş :meslektaş

☻-yor :bekliyor

→Türkçede ilk heceden sonra o, ö ünlüleri bulunmaz.-yor eki hariç.

→Yabancı sözcüklerde, birleşik kelimelerde ve tek hecelilerde BÜU aranmaz: ilkbahar, petrol, tek…

→ BÜU’ya uymayan kelimelere gelen ekler kelimenin son hecesindeki sese uyar:insanın…

Küçük Ünlü Uyumu:

Kelimenin ünlüleri arasındaki düzlük-yuvarlaklık uyumudur. Buna göre:

→İlk ünlü düzse (A,E,I,İ ) diğerleri de düz,

→İlk ünlü yuvarlaksa (O,Ö,U,Ü) sonraki

→ ya düz geniş (A,E)

→ya da dar yuvarlak (U,Ü) olarak gelir. Başka bir ifadeyle:

“Balıkesir” → “Balıkesir”

“Koyun ölür” → “Tavuk güler”…

ÖR: bekledim, kömürlük, gövdesi, umursamaz, tarafsızlık, yorgunluktan

→KÜU kelimenin tamamında değil, komşu iki hece arasında aranır: yumurtacı, yuvarlaklık, görebilmişti…

→ Yabancı sözcüklerde, birleşik kelimelerde ve tek hecelilerde KÜU aranmaz.

→-yor eki KÜU’yu devamlı bozar:olmuyor.

→Aslen Türkçe olduğu halde KÜU’ya uymayan kelimeler de vardır:Tavuk, kabuk, kavun, yamuk, çamur…Bunlarda “b,m,v” dudak ünsüzlerinin yuvarlaklaştırıcı etkisi vardır.

→BÜU’ya uymayan kelimeler KÜU’ya uysa bile uymaz sayılır:Kalem,insanlık,

ÜNSÜZLER:

SERT

YUMUŞAK

SÜREKLİ

F, H, S, Ş

Ğ,J,L,M,N,R,V,Y,Z

sssSÜREKSİZ

P, Ç, T, K

B, C, D, G

SES OLAYLARI:

A.Ünsüz değişimi / Yumuşaması: Sonunda “p,ç,t,k” sert ünsüzleri bulunan kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldığı zaman sonlarındaki sert ünsüzler yumuşayarak “b,c,d,g/ğ” olur.

Ör:Ağaç-ı→ağacı

Kitap-ı→kitabı

Git-en→giden

Renk-i →rengi

Yürek-i→yüreği

→Bazı birleşik kelimelerde de yumuşama görülebilir:Kayıp-et→kaybet-

Kayıt-ol→kaydol-,Kayıp-ol→kaybol

!!! Kasıt-et-→kastet- !!!

→Tek heceli kelimelerin bir kısmı bu kurala uymaz:

Tek-il→tekil İç-i→içi

İlk-in→ilkin Maç-a→maça

Saç-a→saça Seç-enek→seçenek

Sat-ıl-→satıl- Yat-ır-→yatır-

Ek-in→ekin Bak-ıcı→bakıcı

İç-ecek→içecek ot,et,süt,tek…

→Bazılarıysa uyar:Taç,dip,uç,kap,renk, çok…..

→Yabancı asıllı kelimeler genellikle bu kurala uymaz: Devlet-in→devletin, millet-e→millete, hukuk-un→hukukun.

!! layık-ı→layığı;layık-ıyla→layıkıyla!!

→Özel isimlerdeyse söyleyişte olsa bile yazıda gösterilmez:Mahmut-u, Ahmet-i

Sinop-a….

Ünsüz Benzeşmesi / Sertleşmesi:

Sonunda f,s,t,k,ç,ş,h,p ünsüzleri bulunan buluna kelimeler “c,d,g” yle başlayan bir ek aldığı zaman ekin başındaki yumuşak ünsüzler sertleşerek “ç,t,k” olur.

Koltuk-dan→koltuktan,millet-ce→milletçe

Sınıf-da→sınıfta, git-di→gitti,aş-cı→aşçı

Kes-gin→ keskin, bas-gı → baskı, Türk- ce → Türkçe,1905-de→1905’te,

→Bazı ( birleşik ) kelimelerde sertleşme olmaz:!!! Üç-gen, dört-gen, beş-gen

Ünsüz Türemesi:

Yabancı dillerden geçen bazı kelimeler ünlüyle başlayan bir ek veya kelime aldıkları zaman asıllarındaki çift ünsüz ortaya çıkar: His-et→hisset, af-et→ affet, hak-ı→hakkı,red-et→reddet, sır-ı→ sırrı, hat-ı→hattı…

→Yan yana gelen her ses ünsüz türemesi değildir! Hissiz, cadde, madde, ciddi….

Ünsüz Düşmesi:

→Sonunda –k bulunan bazı kelimeler –cık / -cek eki aldığı zaman sonlarındaki –k”ler düşer: küçük-cük →küçücük, minik-cik → minicik,ufak-cık→ufacık, büyük-cek→ büyücek, çabuk-cak→çabucak,

→Sonunda “k” bulunan bazı kelimeler –l, -al/-el eki aldığı zaman sonlarındaki k’ler düşer:seyrek-l→seyrel-, alçak-l→alçal-, yüksek-l→yüksel-, ufak-la→ufala-….

!!Ast- teğmen → asteğmen, üst – teğmen → üsteğmen, öpüş-cük→öpücük, gülüş-cük → gülücük….

Ünlü Düşmesi:

→İkinci hecesinde dar ünlü ( ı,i,u,ü ) buluna kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıkları zaman ( vurgusu düşen orta hece ) ünlüsü düşer:

Alın-ı→alnı, karın-ı→karnı, oğul-u →oğlu, boyun-u→boynu, akıl-ı→aklı, fikir-i→cisim-i→ cismi, gönül-ü→ gönlü, zülüf-ün→ zülfün ; ayır-ıl→ ayrıl-, çevir-e→ çevre, devir-il-→ devril-, sıyır-ıl-→sıyrıl-, kıvır-ım→ kıvrım, ayır- ıntı→ayrıntı, devir-e→ devre, yalın-ız→yalnız, yanıl-ış→ yanlış…

→Et-,ol- yardımcı fiilleriyle birleşen birleşik kelimelerde de ünlü düşmesi olabilir:

Sabır-et→sabret, şükür-et→şükret, kayıp-ol→kaybol, emir-et→emret, kahır-ol→kahrol-, hapis-et→hapset-..

→ -la / le ,-ar /-er…gibi bazı ekleri alan kimi kelimelerde de ünlü düşmesi olabilir:

Yumurta-la→yumurtla-, sızı-la→sızla-, ileri-le→ilerle-, sızı-la→sızla-, koku-la →kokla-, uyku-la→uyukla-; oyun-a→ oyna; uyu-ku→uyku; sarı-ar-→sarar-…

→Bazı birleşik kelimelerde yan yana gelen iki ünlüden biri düşer:

Cuma-ertesi→cumartesi, Pazar-ertesi → pazartesi, sütlü-aş→sütlaç, güllü-aş → güllaç, kahve-altı→kahvaltı, ne-için → niçin, ne-asıl→nasıl, kayın-ana → kaynana…

→Kimi şiirlerdeyse ölçüye uydurmak için bazı sesler düşürülür ve yerine ’ işareti konur: Karac’oğlan, n’eylersin…

→Bazı durumlardaysa iki ünlü yan yana gelmediği halde ünlünün düştüğü görülür.Buna “ünlü aşınması” denir:

Nere-de→nerde, ora-dan→ ordan, bura-da→burda, içeri-de→içerde…

Ek Fiil Düşmesi ve İle’nin Ekleşmesi

İsimlere gelerek onların yüklem olmasını sağlayan, basit zamanlı fiilleri ise birleşik zamanlı yapan i- fiili genellikle düşer:

Gelmiş – i – di → gelmişti, sevimli – idi → sevimliydi(i/y)

→Bağlaç olan ile ise ünsüzle biten kelimelere başındaki i’yi düşürerek; ünlüyle bitenlereyse i’sini y’ye dönüştürerek birleşir ve ek haline gelir. (ÖSS sorusu!)

Ünlü Türemesi:

→-cık / -cik eki alan bazı bazı kelimelerde araya bir ünlünün girdiği görülür:

Bir-cik→biricik, az-cık→azıcık, genç-cik → gencecik, dar-cık→daracık…

→pekiştirilmiş bazı kelimelerde de ünlü türemesi olabilir:

Yalnız → yapayalnız, çevre → çepeçevre, gündüz → güpegündüz, düz → düpedüz, !!sıklam → sırılsıklam, çıplak →çırılçıplak!!

Ünlü Daralması:

Sonunda düz-geniş ünlü ( A-E ) bulunan kelimelere –yor eki gelince bu ünlüler darlaşarak “ı,i,u,ü” olur:

Bekle-yor→bekliyor, tara-yor→ tarıyor, olma-yor→olmuyor, görme-yor→ görmüyor

→De- , ye- kelimeleri de –y’yle başlayan bir ek aldığı zaman keklerindeki ünlü daralır:

De-y-en→diyen, ye-y-ecek→ yiyecek,

!! deyince!!

!ne-ye→niye

→Bu iki yerin dışında ünlü daralması olmaz,Olmadığı halde olmuş gibi ünlü daraltmak imla hatası olur:

Bekliyen, anlıyacak, demiyen,ağlıyan…

N / M Çatışması (Gerileyici Ünsüz Benzeşmesi ):

Türkçede “b” den önce gelen “n” ler “m” olur:

Penbe→pembe, canbaz→cambaz, saklanbaç →saklambaç, anbar→ambar, tenbel→ tembel, çarşanba→Çarşamba,

→Özel isimlerde ve birleşik kelimelerde olmaz:İstanbul, Safranbolu, binbaşı,onbaşı…

E/A(KÖK)Değişimi(Ünlü Kalınlaşması):

“Ben” ve “sen” zamirleri yönelme hali eki –e aldığı zaman köklerindeki ince e ünlüleri kalınlaşarak a olur:

Ben-e→bana, sen-e→sana…

Kaynaştırma:

Ünlüyle biten kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldığı zaman araya y,ş,s,n ünsüzlerinden biri girer.

Araba-ı→arabayı, Amasya-a→ Amasya’ya, kapıcı-ın→ kapıcının, araba-ı→arabası…

→Bazı durumlarda ise iki ünlü yan yana gelmediği halde araya n ünsüzü girebilir.Buna “koruyucu ünsüz” denir: o- da → onda, bu- dan → bundan, şu-u→şunu…

→İsim tamlamasında kaynaştırma harfi n ve s dir.Ancak su ve ne kelimeleri hariç.Bunlarda kaynaştırma harfi y dir: Suyun suyu, neyin nesi…(ÖSS sorusu)

Ulama:Sessizle biten kelimelerden sonra sesliyle başlayan bir kelime gelince ilk kelimenin sonundaki sessiz sonraki kelimenin başına eklenerek okunur:

Dün akşam, …yüzen al sancak…

« Yeni YazılarEski Yazılar »

WordPress'in desteğiyle.